Yazla birlikte ayna karşısına geçip ”Neden bacaklarımda portakal kabuğu görünümü var,’’ deme mevsimi de geldi.
Selülit şişman ya da zayıf, genç ya da orta yaşlı tüm kadınların ortak sorunu.
“Sabah kalktım selülitlerim oluşmuş diye bir şey yoktur. Sağlıksız yaşam koşulları, stres, dengesiz beslenme, fazla alkol alma, sigara tiryakiliği, bedensel hareketsizlik, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde hormonal seviyelerde meydana gelen iniş çıkışlar selülite neden olur” diyen ünlülerin güzellik koçu Biyolog – Kozmetolog Pervin Bulgak’ın selülit giderici içecek tarifleriyle vücudunuzu yaza hazırlayabilirsiniz.
Pervin Bulgak’la güzellik ve yaşam formülleri kitabından selülit giderici içecek ve çay tarifleri:
Selülit çayı:
2 yemek kaşığı sirke
2 yemek kaşığı biberiye
2 yemek kaşığı kekik
1 adet limon
1 litre kaynar su
Limon küçük parçalara ayrılır, Kaynatılmış sıcak suyun içine tüm malzemeler ilave edilir ve üstü kapatılarak 20 dakika demlenir. Süzüldükten sonra yemeklerden 30 dakika önce 1 bardak içilir.
Selülit giderici içecek:
½ ananas
1 çay bardağı tarçın
2-3 adet karanfil
2-3 adet top karabiber ya da bir çay kaşığı toz karabiber
2 adet portakal
Kabukları soyulan ananas ve portakalın suyu sıkılır. Elde edilen meyve suyunun içine diğer malzemeler ilave edilir ve blendırdan geçirilir. Elde edilen karışım günde 2 kere yemeklerden bir saat sonra içilir.
Pek çoğumuz diş tellerinin kötü görüntüsünden dolayı harika bir tebessümü erteliyoruz. Fakat artık görünmez diş teli (lingual ortodonti) var!
Dünya ve Avrupa Lingual Ortodonti Derneklerinin aktif üyesi Dr. Cem Caniklioğlu cevapladı:
Kelime anlamı olarak ‘lingual’, yani dişlerin dil tarafı anlamına gelmektedir. Lingual ortodonti de adından da anlaşılacağı üzere, dişlere kuvvet uygulayan tellerin bağlandığı braketlerin dişlerin dudak tarafındaki ön yüzeyleri yerine, dil tarafındaki arka yüzeylerine yerleştirildiği tekniktir. Bu yaklaşım özellikle ortodontik tedavi görürken braketlerin görünmesini istemeyen estetik kaygılara sahip hastalar için idealdir.
Hastalar düzgün dişler ve mükemmel bir gülüşe sahip olabilmek için ortodontistlere başvurmakta ancak çoğu zaman bu sonuca ulaşmalarını sağlayacak olan ortodontik aygıtları estetik kaygılarından dolayı taktırmak istememektedirler.
1980′li yıllardan itibaren dişlerin dış yüzeylerinde metal braketler yerine diş rengine yakın seramik braketlerin kullanılması yetişkin hastalar arasında ortodontik tedaviye olan ilgiyi bir miktar arttırsa da, kullanılan tellerinin metalik görüntüsü ve braketlerin zaman içerisinde renk değişikliğine uğraması yetişkinler için diş telleri ile ilgili estetik kaygıları tam olarak ortadan kaldıramamıştır.
Son 10 yıl içerisinde estetik ortodonti alanında meydana gelen teknolojik gelişmeler ortodontistlere hastalarına başkaları tarafından fark edilmeyecek ve konuşma zorluğu oluşturmayacak şekilde tasarlanmış tedavi yöntemleri sunma olanağı sağlamıştır.
Artık günümüzde estetik sabit ortodontik tedavi denilince akla braket ve ark tellerinin dişlerin arka yüzeylerine yerleştirildiği görünmez diş telleri olarak bilinen lingual ortodontik tedavi gelmektedir.
Başkaları tarafından fark edilmesi imkansız olan bu teknik sayesinde estetik kaygıları yüksek hasta grupları dış görünüşlerinden ödün vermeden dişlerindeki düzelmeyi daha tedavi başından itibaren adım adım izleyebilmekte, bir yandan düzgün dişlere sahip olurken diğer taraftan da tedavi sırasında özgürce gülümseyebilmekte ve hayatlarına devam edebilmektedir.
İlk zamanlarda dile yakın bir bölgeye yerleştirilmesi sebebiyle dil apreye alışıncaya kadar bazı sıkıntılar yaşanabileceğini belirten uzmanlar hastanın konuşma zorluğu çekebileceğini ve dilde ilk zamanlar kızarıklıklar ve ağrılar olabilir. Dillin apreye alışmasından sonra bu sorunlar ortadan kalkar.
Tedavi sırasında öncelikle sert gıdalar tüketilmemeli, ön dişlerle ısırma ve baskı oluşturabilecek çiğneme yapılmamalıdır. Yumuşak gıdalar tüketilmeli ve besinler küçük parçalara ayrılmalıdır. Ayrıca ağız hijyeni iyi sağlanmalı, dişler düzenli fırçalanmalıdır.
Fiyatları ise tedavi alanına göre 1000-8000 dolar arasında değişiyor.
Neredeyse her 3 kadından birinde görülen deri çatlakları, sık sık kilo alıp verme dönemleri ve hamilelik sırasında ortaya çıkıyor.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Hülya Güçlüer Nacar, deri çatlaklarının hayati risk oluşturmayan ve vücut fonksiyonlarını etkilemeyen deri lezyonları olduğunu söyledi. Nacar, “Büyük bir kozmetik problem olarak kabul edilebilirler” dedi.
Neredeyse her 3 kadından birinde görülen deri çatlakları, sık sık kilo alıp verme dönemleri ve hamilelik sırasında ortaya çıkıyor. İstanbul Medipol Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Hülya Güçlüer Nacar, deri çatlakları ya da striaların bir çeşit skar dokusu olduğunu belirterek, dermis denilen derinin orta tabakasının yırtılmasından oluştuğunu söyledi.
Striaların rengi ve derinliğinin zamanla azaldığını fakat tamamen kaybolmadığını belirten Dr. Hülya Güçlüer Nacar, “Normal deride %80 kollajen ve %4 elastik fiber mevcuttur. Strialarda kollajen parçalanması ve elastin hasarı oluşur ve çatlak ellendiğinde sanki o bölgede deri yokmuş hissi alınır” dedi.
2 çeşit strianın mevcut olduğunu açıklayan Dr. Hülya Güçlüer Nacar, şöyle devam etti: “Deri çatlakları gebelikte, ergenlikte, vücut geliştirme çalışanlarda, hormon tedavisi görenlerde yada bazı ilaçların yan etkisi olarak oluşabilir. Strialar vücudun tüm bölgelerinde görülebilir. Fakat en sık yağ miktarının fazla olduğu vücut alanlarında kendini gösterir. En yaygın karın, göğüsler, üst kollar, sırt, baldırlar, kalçalarda karşımıza çıkar. Kadınlarda daha sıktır. Kadınların % 75-90′ında hamilelikleri sırasında bir miktar deri çatlağı oluşmaktadır.”
Striaların hayati risk oluşturmayan ve vücut fonksiyonlarını etkilemeyen deri lezyonları olduğunu da hatırlatan Dr. Hülya Güçlüer Nacar, şunları kaydetti: ”Bununla beraber hastalar tarafından kabul edilebilirlikleri azdır. Striaların tedavisinde pek çok yöntem denenmiştir. Çünkü stria yüzde yüz düzelebilen bir durum değildir. Tüm skar dokularında olduğu gibi hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın bir miktar nedbe dokusu kalır ve cilt hiçbir zaman ilk hali gibi olamaz. Deri çatlaklarında topikal retinoidler (tretinoin) extra virgin olive yağı, kakao yağı, E vitamini, mikrodermabrzayon kullanılabilir.”
Çatlak tedavisinde son zamanlarda en popüler ve yeni yöntem olan fraksiyonel lazeri kullandığını ifade eden Dr. Hülya Güçlüer Nacar, “Uyguladığım hastalarda genellikle 3 seansta gözle görülür sonuçlar alıyorum. Hiçbir tedavi tam anlamıyla yeterli olmamakla beraber bazı hastalarda kombine tedaviler uygulanması başarı şansını daha da artırabilir. Tabii ki hastalara en önemli tavsiye çatlakların oluşmaması için önceden koruyucu yöntemlerin uygulanmasıdır” diye konuştu.
Dermaterapi Yöntemi
Dermaterapi; CE belgeli silindir şeklinde üzerinde 192 adet, son derece ince çelik iğnenin olduğu dermaroller denilen aletle yapılır. Dermaroller çatlakların olduğu alana 6-10 kez yıldız şeklinde uygulanır. Aynı bölgeden defalarca geçildiğinde 1 santimetre karelik alanda 250-300 adet mikrokanal açılır. Bu kanallar deri altına açılan minik kapılar gibi düşünülebilir.
Bu alanlara büyüme faktörleri, biomimetik peptid ve kök hücre ekstreleri ihtiva eden ürünler kolayca uygulanır. Böylece bu ürünlerin derinin üst tabakasını bu mikrokanallardan geçip, orta tabakaya ulaşmaları sağlanmış olur. Dermaroller uygulanması sonrası çatlaklar üstüne tedavi edici ajan uygulanır. Kollajen üretim ve doku yenilenmesi sağlanmaya çalışılır. Mikrokanalların açılması sırasında genellikle kanama söz konusu olmaz ve mikrokanallar 20 dakika içinde kendiliğinden kapanır. Tüm cilt tiplerine uygun olan bu yöntemin uygulanmasından sonra ortaya çıkan kızarıklık genellikle 30dakika ile 2 saat arasında sona erer.
Platelet Rich Plasma (PRP) Yöntemi
PRP yönteminde hastada alınan kan örneği standart şartlarda al ve akyuvarlarından ayrılır. Geriye kalan plateletten zengin serum hastanın çatlakları üzerine mezoterapi iğneleri vasıtasıyla enjekte edilir. Böylelikle hastanın kendi serumundaki büyüme faktörleri ile kollajen üretimi ve doku yenilenmesi sağlanmaya çalışılır. Özellikle lazer destekli yapıldığı zaman başarılı sonuç yüzdesi artar. 6 haftada bir 3 seans uygulanır.
Karboksiterapi
Hem eski hem de yeni deri çatlaklarının tedavisinde uygulanır. Güvenli bir yöntemdir. Yeni kollajen oluşumunu sağlar, deri kalınlığı artarak, striaların görünümünü düzeltir.
Pulse DYE Lazer (Boya Lazerleri)
Özellikle yeni oluşmuş kırmızı-mor ¨stria rubra¨ denilen çatlaklarda başarı oranları yüksektir. Pulse lazerler damarlar üzerine etki ederek kızarıklığı ve inflamasyonu azaltırlar. Fakat hasta seçiminde dikkatli olunmalıdır. Çünkü bu lazerlerle yapılan uygulama sonrasında koyu tenli kişilerde postenflamatuar pigmentasyon denilen ¨işlem sonrası lekelenme¨ oluşabilir.
Fraksiyonel Lazerle
Deri çatlaklarının tedavisinde en yeni yöntemlerden biri fraksiyonel lazerle tedavidir. Bu sistemler cildin hem üst (epidermis) hem de alt tabakasına (dermis) etki eden sistemlerdir. Faraksiyonel lazerlerde lazer ışını aynen bir elekten geçirilen un gibi deri üzerine düşer ve dermise kadar iner. Aralarda sağlam alanlar kalır. Çatlak alanlarında mikroskopik yaralar oluşur ve bu alanlarda yeni kollajen ve epidermis oluşumu meydana gelir. Tüm deri çatlaklarında özellikle beyaz ve deforme olanlarda fraksiyonel lazerle %50 civarında iyileşme sağlanmaktadır. Seanslar 6 hafta arayla uygulanabilir.
Uygulamada bazı risklerde yok değildir. Tedaviye cevap vermeyen hastalar olabilir ya da deri rengi koyu kişilerde lekelenme oluşabilir. Hastalara işlem öncesi bu riskler hakkında bilgi verilmesi gereklidir.
Bazen ne yaparsak yapalım istediğimiz gibi görünemeyiz ve çareyi ya kremlerde ya da estetikte ararız.
Estetik müdahaleler çoğunlukla en son çare olsa da bazı durumlarda ilk tercih olması kaçınılmaz oluyor.
Göz altı torbaları
ESTETİK
Göz altı torbaları genetik faktörler ya da cilt yapısı nedeniyle erken yaşlarda görülebiliyor. Yorgun, bitkin bir ifade oluşmasına neden olan göz altı torbalarına karşı piyasada birçok krem bulunuyor. Fakat bu kremler ancak torbalar oluşmadan kullanıldığında etkili oluyor. Bu torbalardan tamamen kurtulmanın yolu ise cerrahi müdahale yani estetik oluyor. Estetik alanında klasik müdahale yapılacağı gibi son yıllarda lazerle yağ alma işlemi de göz altı torbaları üzerinde etkili oluyor.
Kırışıklıklar
KREM
Kadınların zamana karşı en büyük savaşında kırışıklıklar başrolde oluyor. Fakat kırışıklıklar konusunda o kadar şanssız sayılmazsınız. Çünkü erken dönemde önlem alınıp, düzenli bir şekilde krem, serum gibi etkili ürünler kullanıldığında yaşlanma belirtilsi olan kırışıklıkların ortaya çıkması da gecikiyor. Ayrıca botoks gibi kolay şekilde uygulanan kırışıklık müdahaleleri de estetik ameliyatların çoğu zaman ertelenmesini hatta hiç yapılmamasını sağlayabiliyor.
Selülit
KREM
Selülit çağımızın en büyük sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Selülitlerden kurtulmanın yolu ise düzenli beslenmek, bol su içmek ve spor yapmaktan geçiyor. Aynı zamanda yeni çıkan selülit kremleri de yeni selülitlerin oluşmasını engellerken, daha önce oluşmuşların da üzerinde oldukça etkili oluyor. Tek yapmanız gereken bu kremleri düzenli kullanmak ve masaj yaparak uygulamak.
Bölgesel fazlalıklar
ESTETİK
Bazen karın bölgenizdeki bazen basenlerinizdeki fazlalıklar sizi kendinizle barışık olmaktan soğutabilir. Bu sorunlarınızdan ne yaparsanız yapın bir türlü kurtulamıyorsanız, spor yapsanız da kilo verseniz de yine oradaki fazlalıklar tüm inatçılıklarıyla gözünüzün önünde duruyorsa çareniz estetik müdahaleler olabilir. Bu sorun için mutlaka bıçak altına yatmanız da gerekmiyor. Bölgesel fazlalıklar için hızlı sonuç veren birçok uygulama bulunuyor. İyi bir araştırma ve iyi bir uzman gözeteminde fazlalıklarınızdan kurtulmanın yolunu bulabilirsiniz.
Doğuştan şanslı bir anatomiye sahip değilseniz bile vücudunuzu yeniden şekillendirmeniz mümkün…
Kilo vermek ve egzersizle bit türlü kurtulunamayan ve üstelik gelinlikle de saklanamayan kalın üst kollar ve kalın ayak bilekleri gelin adaylarının kabusudur. Ancak zarif bir gelin olmak hayal değil… FDA onaylı SlimLipo, lazer ışığı ile yağ hücrelerini sıvılaştırıyor. Ardından, lazer başlığı değiştirilerek deri altı müdahale ile cilt yüzeyin kalıcı olarak toparlanıp sıkılaşması sağlanıyor. Gelin adaylarına düğünden en az üç hafta önce SlimLipo uygulaması yaptırmaları öneriliyor.
Dişlerinizin şeklinden, geçmeyen lekelerden memnun olmayabilirsiniz ve bu durum sizi mutsuz etmeye yetebilir.
Çoğunlukla kozmetikgereksinimler için kullanılan “bonding yöntemi” ile 1 saatlik bir işlem sonrasında ışıltılı ve etkili bir gülümsemeye sahip olabilirsiniz. Memorial Suadiye Tıp Merkezi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dt. Aslı Tapan “bonding yöntemi” hakkında bilgi verdi.
İşlem sırasında dişi uyuşturmaya gerek kalmıyor
Minimum düzeyde diş kaybı ile dişinizin kötü rengini veya beğenmediğiniz şeklini değiştirip tüm kusurlarını kapattırabilirsiniz. Bonding adı verilenu sistem en az miktarda diş kaybı ile dişe yapılan ilaveleri ifade eder. Koruyucu diş hekimliğinin en çok tercih edilen uygulamalarından biridir. En güzeli çoğu durumda dişi uyuşturmaya gerek duyulmamasıdır.
Kırık dişler için kurtarıcı
Bonding sistemi; dişler arasındaki boşlukları kapatmak, çürük ve kırık dişlerinizi onarmak, kalıcı renklenme problemlerinizden kurtulmak, dişlerin daha uzun görünmesini sağlamak ya da dişlerde şekil değişikliği yapıp gülüş tasarımı için başvurulabilen bir yöntemdir.
Tedavi süresi çok kısa
Dental bonding işlemi diş rengindeki özel estetik dolguların özel bir ışık ile dişe yapıştırılıp kişinin kaybettiği estetik görüntüyü yakalamasını sağlar. Tedavi süresinin kısa olması büyük bir avantajdır; ancak yapılacak işleme göre seans sayısı belirlenir. Eğer çok yoğun bir tedavi uygulaması yoksa hastanın en fazla 1 saatini alacak bir işlemdir. Diğer estetik işlemlere göre daha ekonomiktir. Kullanımı kendi dişleriniz gibi oldukça rahattır.
Kullanım süresi sizin dişlerinizi korumanıza bağlı
Bu uygulamanın kullanım süresi 5-10 yıl arasında değişim gösterir. Ancak hastadan istenen çok sert nesneleri ısırmak ve kırmaktan kaçınmasıdır. Tırnak yeme, kalem ısırma gibi kötü alışkanlıklar da bu estetik dolguların ömrünü kısaltabilir. Bunun için kendi dişlerinize nasıl bakmanız gerekiyorsa uygulama sonrası yine bunlara dikkat etmelisiniz.
Sigara, çay ve kahve izleri dişlerinizden siliniyor
En sık sorulan soru ise bu tedaviden sonraki renk değişikliliğidir. Cilalama bu konuda önemli bir yere sahiptir. Cilalamanın başarılı bir şekilde yapılması lekelenmelerin oldukça az olmasını sağlar. Hastanın kullandığı yoğun sigara, çay, kola, kahve gibi lekelenmeler ise basit bir parlatma işlemi ile giderilebilir. Normal dişleriniz nasıl renk değiştirebiliyorsa bonding sonrası değişimde o şekilde olur. Porselen kronlar ve kaplamalarla karşılaştırıldığında diş minesinin en az düzeyde kaldırılmış olması kısa sürede olması daha uygun fiyatta olması büyük bir avantajdır. Ancak kalıcı ve sağlıklı olarak bu işlemi uygulamak için iyi bir planlama esastır.
Yaz mevsiminin yaklaşması ile birlikte estetik operasyonlara olan ilgi de artıyor. Yaza daha formda ve biçimli girmek isteyen pek çok kişi şimdiden estetik merkezlerinin kapısını aşındırmaya başladı. Ancak operasyon kararını almadan önce dikkat edilmesi gereken önemli unsurlar var.
Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, operasyon geçirmeyi planlayanların daha sağlıklı sonuçlar alabilmesi için ameliyat öncesi dikkat edilmesi gereken altı altın kuralı sıraladı…
1. Ne istediğinizi bilin ve istekleriniz iyi ifade edin
Estetik ameliyat kararı alırken kafanızın net olması gerekir. “Bana ne yapılabilir?” gibi belirsiz ifadelerle doktora başvurmayın. Sizi en çok rahatsız eden bölgenin neresi olduğunu ve nasıl bir değişiklik istediğinizi doktorunuza açıkça ifade edin. İsteklerinizi daha iyi anlatacağını düşünüyorsanız beğendiğiniz bir kişinin fotoğraflarını yanınızda getirmeniz yararlı olacaktır. Doktorunuzu iyi dinleyin, yapılacak işlemin ne olduğunu tam olarak anlamadan ameliyata girmeyin. Ameliyat sonrası yaşanan sorunların en önemli nedenlerinden birisi, hasta ile doktorun birbirlerini tam olarak anlayamamış olmalarından kaynaklanmaktadır.
2. Doğru hekime ulaşın
Doktorunuzu seçerken iyi araştırın. Göz alıcı bir web sayfası ya da basında çıkan haberlerle yetinmeyin. Eğitim aldığı kurumları, çalıştığı hastaneleri, daha önceki akademik çalışmalarını mutlaka inceleyin. Yerli ve yabancı kongrelere katılma sıklığının, bilgilerinin ne kadar güncel olduğunun bir göstergesi olduğunu unutmayın. Ama en önemlisi daha önceden ameliyat etmiş olduğu hastalardan bilgi almaya çalışın. Bir doktor için en iyi referans, tedavi etmiş olduğu hastalarıdır. Bütün bunların üstüne görüşme sırasında iyi bir elektrik de alırsanız doğru doktora ulaşmışsınız demektir.
3. Hafife almayın
Modern Plastik Cerrahide amaç hastaların en kısa sürede normal yaşantılarına geri dönmelerini sağlamaktır. Ancak bu, yapılan işlemlerin basitleştiği anlamına gelmez. Her cerrahi girişim ciddi bir işlemdir. Ters giden basit bir botoks uygulaması bile hastanın haftalarca mutsuz olmasına neden olabilir. Estetik girişimleri hafife almayın, ameliyat öncesi ve sonrası için yeterli zamanı ayırın. Estetik ameliyat öğle tatiline sığsa bile, iyileşme süreci bütün bir haftaya yayılabilir, unutmayın.
4. Duygusal sarsıntılar sonrasında ani ameliyat kararı vermeyin
Yerinde yapılmış estetik uygulamalar elbette kişilerin hayatlarını olumlu yönde etkiler. Ancak ayrılık, boşanma gibi büyük duygusal sarsıntıların hemen arkasından ani ameliyat kararları vermemek lazım. Estetik ameliyat kuaföre gitmekten farklıdır ve genellikle geri dönüşü yoktur. Duygusal bir sarsıntı süreci yaşarken ameliyat için başvuran hastalarıma, ameliyat kararlarını ruhsal dengeleri normale dönünceye kadar ertelemelerini öneriyorum.
5. Gerçekçi davranın, aşırı uçlara gitmeyin
En iyi estetik, anlaşılmayan estetiktir. Doğal sonuçları tercih edin. Unutmayın ki cerrahi ile alınabilecek sonuçların sınırlarını sizin anatomik özellikleriniz belirler. Bu sınırları zorladığınızda hem yapay sonuçlar alırsınız hem de sorun yaşama riskiniz artar. Daha büyük meme protezleri, daha kalkık burunlar, daha dolgun dudaklar beraberinde daha büyük riskleri de getirir.
6. Sonuçları koruma altına alın
Cerrahi ile alınan sonuçların korunması yine hastalara düşmekte. Ameliyat sonrası düzenli spor yapmak, dengeli beslenmek, kiloyu normal sınırlar içerisinde tutmak önemli. Cildin gençliğini koruyabilmesi için düzenli uyumak, sigara kullanmamak, güneş ışınlarından uzak durmak ve cilt bakımına özen göstermek gerekiyor. Estetik operasyonun başarısı yapılan cerrahi işlemin yanı sıra hastanın ameliyat sonrası kendine bakmasıyla da ilintilidir.
Sararmış veya grileşmiş dişlerden kurtulmak, diş beyazlatma (Bleaching) yöntemleriyle artık mümkün. Özellikle estetik diş hekimliği konusunda çalışan diş hekimleri, bu konuda çok çeşitli materyal ve teknikler kullanarak hastalarını pırıl pırıl ışıldayan dişlere kavuşturabiliyor.
Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hastalıkları ve Tedavisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkün diş beyazlatmada kullanılan yöntemleri detaylarıyla anlattı.
Derin katmanlara işlemiş lekelerde beyazlatma işlemleri (bleaching) oldukça iyi sonuç verir. Diş beyazlatma yöntemlerini diş hekimlerinin muayenehanede uyguladıkları ofis yöntemleri “Office Bleaching”, hekim kontrolünde hastanın evde uyguladığı ev beyazlatma yöntemleri “Home Bleaching” ve bireylerin diş hekimine gitmeden marketlerde satılan ürünlerle kendi kendine uyguladıkları beyazlatma yöntemleri “Over The Counter Bleaching” olmak üzere üçe ayılır.
1- Office Bleaching (Ofis tipi beyazlatma): Ofis yöntemlerinde diş hekimleri yüksek oranda oksijen içeren beyazlatma ürünlerini, lazerler de dahil olmak üzere çok çeşitli ışık kaynakları ile aktive ederek uygularlar. Genelde 30-45 dakika arası olan beyazlatma seanslarında koyu renkle koltuğa oturan hasta, bembeyaz dişlerle koltuktan kalkar yani kısa sürede sonuca ulaşılır. Bazen tek bir seans yeterli olamayabilir.
2- Home Bleaching (Ev tipi beyazlatma): Ev uygulamalarında diş hekimi, hastanın dişlerine çok iyi adapte olan ve dışarıdan fark edilmeyecek kadar ince bir kılıf hazırlar. Hasta hekiminin uygun gördüğü beyazlatma ajanını bu kılıf yardımıyla dişlerinin üzerine yerleştirerek 2-8 saat arası uygulama yapar. Yaklaşık olarak iki hafta süren bu uygulama sonucu, hastalar genelde bembeyaz dişlere kavuşurlar. Beyazlatma işlemlerinin çok yaygın uygulandığı ABD’de yapılan bir anket çalışmasına göre, gerek hastaların gerekse hekimlerin diş beyazlatma işlemlerinden memnun kalma oranı %90’nın üzerindedir.
3- Over The Counter Bleaching (Piyasadaki ürünlerle beyazlatma): Bireylerin kendi kendine uygulayabileceği market ürünleri, şeffaf yara bandı gibi dişlerin üzerine yapıştırılan, tırnak cilası gibi dişlere fırçayla veya özel kalemlerle sürülebilen, ağza prefabrik kılıflarla uygulanabilen çok çeşitli formlarda olabilir. Bu ürünler içinde gerçekten işe yarayanlar olduğu gibi yarardan çok zarar getirenler de vardır. Bu yüzden bunları kullanmadan önce bireylerin hekimlerine danışmaları çok önemlidir. Yanlış uygulamalar sonucu diş minesi eriyen, ağız – diş sağlığını kaybeden ve hoş olmayan bir estetik görüntüyle karşı karşıya kalan birey sayısı hiç de az değildir. Marketlerde ve eczanelerde özellikle sigara içen bireyleri hedefleyerek satılan parlatıcı diş tozları veya macunları da vardır. Beyazlatma materyali olmayan bu ürünler, diş yüzeyindeki lekeyi aşındırarak uzaklaştırırlar ancak lekeyi uzaklaştırırken mine yüzeyinde derin çizikler oluşturup, dişin daha sonraki dönemlerde daha hızlı renklenmesine (sararmasına ve grileşmesine) neden olurlar.
Beyazlatma işlemi dişe zarar verir mi?
Bu soru beyazlatma yaptırmak isteyen bireyin aklına gelecek ilk sorulardan biridir. Yapılan önemli bilimsel araştırmalar göstermiştir ki, beyazlatma işleminde dişten kaybedilen mineral miktarı bir bardak kola tüketildiğinde ortaya çıkandan daha azdır. Tabii ki bu bilgi ADA (Amerikan Diş hekimleri Birliği) ve FDI (Dünya Diş hekimleri Birliği) gibi önemli kuruluşların onayladığı ürünlerle bilinçli olarak yapılan beyazlatma işlemleri için geçerlidir.
Beyazlatma sonrası dikkat edilmesi gerekenler
Beyazlatma yaptırmak isteyen bireylerin bilmesi gereken önemli bazı hususlar vardır. Bunlar içinde en önemlisi, beyazlatma yapan bireyi bazı kısıtlamaların beklediğidir. Beyazlatma sırasında ve beyazlatmayı takip eden 2 hafta süresince birey; sigara, çay, kahve, kola, kırmızı şarap, koyu renkli meyve suları gibi akla gelebilecek her türlü renklendirici ajandan uzak durmalıdır. Önemli hususlardan bir diğeri de beyazlatma sırasında ortaya çıkabilecek diş hassasiyetidir. Hemen hemen hastaların %75’i uygulama sırasında diş hassasiyeti ile karşılaşırlar. Ortaya çıkan bu hassasiyet genelde katlanılabilir düzeydedir. Rahatsız edici düzeye ulaşırsa diş hekimi bu hassasiyeti azaltıcı bazı önlemler alabilir.
Dişteki şekil bozuklukları için uygulanan yöntemler
Beyazlatma işlemleri dişin sadece rengi ile ilgili sorunlara çözüm olabilir. Dişlerde şekil ve konum bozuklukları da varsa bu durumlarda uygulanabilecek çeşitli estetik uygulamalar vardır. Özellikle son yıllarda “bonding işlemi” diye lanse ettiği kompozit ve porselen laminate veneer restorasyonlar, eski yöntemlerin aksine dişte hiç madde kaybı yapmadan veya minimum madde kaybıyla bireylere mükemmel estetik çözümler sunmakta, gülümsemeleri ışıldatmaktadır.
(Hürriyet)
Deri yüzeyindeki hasarlı tabakanın kaldırılıp alttaki hasarsız tabakanın canlandırılması anlamına gelen ‘peeling’ yöntemi; kadınlar arasında oldukça gözde.
Uzmanlar değerlendirsin
Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Zambak Dal; peeling işlemlerinin uygulanma amacına bağlı olarak ergenlik döneminden itibaren her yaşta yapılabileceğini belirterek ekliyor: “En iyi sonuçların alınabilmesi için; peeling yönteminin ve sıklığının deri hastalıkları uzmanlarınca değerlendirilmesi gerekir.” Yüzeysel peeling’lerin 1-2 hafta, orta derecedeki peeling’lerin ise 3-6 ay aralıklarla yapılması öneren Dal, peeling’in çözüm olduğu sorunları da maddeleştirdi:
1) İnce kırışıklıkların giderilmesi.
2) Kalın kırışıklıkların inceltilmesi.
3) Lekelerin azaltılması.
4) Cilde canlılık kazandırılması.
5) Parlak bir cilt oluşturulması.
6) Cildin dokusunun yumuşatılması.
7) Sivilce ve sivilce izlerinin hafifletilmesi.
8) Ciltte oluşmuş bazı kızarıklık ve kabuklanmaların tedavisi.
Kaşlarımız, yüzümüzün çehresini belirginleştiren çok önemli bir bölümdür. Şekilli ve güzel kaşlar yüzünüzün güzelliğini arttırır, gözlerinizin ön plana çıkmasını sağlar.
Ancak çok az kişi kaşlarından memnundur. Kimi fazla gür kimi ise seyrek olmasından şikayetçidir. İşte bu tür bir memnuniyetsizlik söz konusu olduğunda dikkat etmeniz gereken noktalar…
Şekline odaklanın
Eğer seyrek ve şekilsiz kaşlara sahipseniz kendiniz alabilirsiniz. Ancak yine de dikkatli olmanız gerekmektedir. Mümkünse kaşlarınızı alırken yakın bir ayna kullanın ve her harekette aynayı uzaklaştırarak nasıl göründüğüne dikkat edin. Gelişigüzel tüyleri çekmek kaşlarınızın şeklini güzelleştirmez.
Kaş kalemi her daim elinizin altında!
Kaşlarınızı dilediğiniz şekilde aldıktan sonra kaş kalemi kullanmanız gerekmektedir. Kaşlarınızın tam renginde veya hafif açığı bir kalem seçin. Bu sayede yapay görünmesini engellemiş olacaksınız.
Her gece vazelin sürün!
Kulağa garip gelebilir ancak her gece uyumadan önce ufak miktarda kullanılan vazelin, kaşlarınızın yeniden büyümesini destekleyecektir. Gece yatmadan önce yüzünüzü temizleyip vazelin uygularsanız, zamanla kaşlarınızın gürleştiğini fark edeceksiniz.
You can subscribe to Beauty TURKEY by e-mail address to receive news and upates directly in your inbox. Simply enter your e-mail below and click Sign Up!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Nis | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 | |||