Güneş koruyucular hakkında bilmeniz gerekenler

0

Yakın geçmişe kadar özellikle batılı insanlar için beyaz ten güzelliğin ve estetiğin sembollü iken, kadınlar kendilerini güneşe karşı korumak için rengarenk uzun elbiseler, şapkalar ve şemsiyeler ile gezerken, hata beyazlaşmak için arsenik içmeye bile göz önüne alırken, gönüller 1900 yıllardan bu yana saatlerce kendilerini cömertçe güneşe teslim eden ve her fırsatta solaryum salonlarına koşan bronzlaşmış güzellere kaptırdı.

Güneş banyoları ve bronz renk çekici gelse de, cildimiz, güneşe direkt teslim edilmeyecek derecede hassas ve değerli bir bölgemiz. Güneşten sonra cildimizde boy gösteren birçok cilt hasarına rastlamak  mümkün. Bunların arasında sıklıkla çiller, güneş lekeleri, erken yaşlanma, kanser ve kataraktı sayabiliriz. Güneşin faydalarından yararlanarak, zararlarından da bilinçli ve planlı bir şekilde korunmak gerektiğini unutmamak gerekir.

SPF (Sun Protection Factor) güneşten koruma faktörü, UV ışınlarını filtre eden ve güneşin zararlarını en aza indirecek son yüzyılın en önemli buluşlarından. Her cilt tipinin güneşte etkilenmeden kalabileceği süre farklıdır; kimileri çok kısa bir sürede güneşe karşı hassasiyet gösterirken, kimisi ise çok uzun süre güneşe karşı dayanaklı olabiliyor. SPF adı verilen ürünler ise güneşe karşı dayanıklılık süresini uzatır. Örneğin, SPF koruyucu olmadan güneşte 15 dakikada pembeleşip  kızarıyorsanız, bu süre SPF 6 ile (6 faktör içeren güneş koruyucu) 90 dakikaya, SPF 10 ile (10 faktor içeren güneş koruyucu)150 dakikaya kadar uzayacaktır. Daha doğrusu ne kadar yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanırsanız, zararlı etkilere karşı koruma da o kadar uzayacaktır. En doğrusu bu ürünleri seçerken doğru bir politika izlemeniz.

* Bileşiminde hem UVA hem UVB koruma içeren ürünleri seçin. UVA cildin derinliğini, UVB cildin yüzeysel tabakasını etkilediğinden, UVA ciltteki tahribatını uzun sürede kırışıklık ve elastikiye kaybı şeklinde, UVB ışınları ise tahribatını kısa sürede güneş yanığı şeklinde gösterir.

*Seçiminizi çinko oksit ve titan dioksit içeren ürünlerden yana kullanın. Bileşiminde bu maddeleri içeren ürünler size daha uzun süreli ve kaliteli koruma sağlayacaktır.

*Günlük bakımda en az 15 faktörlü SPF kremler kullanın. Bu sayede UVB ışınları yaklaşık %90 oranında engellenmiş olur. Hassas, allerjik ve açık ten rengine sahip iseniz daha yüksek faktörleri tercih edin.

* İçeriğinde etkili maddeler bulunduktan sonra pahalı güneş koruyucu ile ucuz güneş koruyucu arasında büyük fark yoktur. Cebinize uygun olanı seçin ve cildinize bu sihirli kremden bol bol sürün. Unutmayın yetersiz kullanmak veya etki süresi geçtikten sonra yeniden krem sürmemek size gereken yararı gösteremez.

* Makyaj yapıyorsanız, sıra ile nemlendirici, güneş koruyucu ve fondöteninizi uygulayın. Bazı SPF ürünler nemlendirici özelliği taşıdığı gibi bazı nemlendiriciler de güneş koruma faktörü içerebilir.

*Su, deniz, kar UV ışınlarını şiddetli yansıtırlar. Kayak yaparken ya da plajda uzun süre kaldığınızda daha fazla koruyucu kullanın. Sakın gölgede oturduğunuzda  koruyucu sürmeyi imal etmeyin.

* Ürün seçerken üzerine “water proof” veya” water resistant”yazanları tercih edin. Uzun süre suda kaldığınızda, terlediğinizde, güneş koruyucu etkisini kaybedebilir. “Water proof” yani suda çıkmama özelliği olanlar terleme ve su ile akmazlar ve etkilerini sürdürürler.

*Güneş koruyucu kullanmanın yaş sınırı yoktur. Bebek, yaşlı, genç herkes güneşin risklerinden etkilenir. Bebeklere 6-8 aylıktan itibaren koruyucu sürmelidir. 16 yaşın altındaki çocuklarda deri ince ve hassas olduğundan uzun süre dışarda oynamak ve gezmek ciltlerini tahriş edebilir ve kanser riskini arttırabilir. İleri yaşlarda ise güneş koruyucu en iyi anti-aging kreminiz ve yaşla birlikte artan bir çok güneş hasarının engelleyicisi olacaktır.

Melisa Eczacıbaşı

Zayıflamaya yardımcı, doğal kaynaklı çözüm

0

Yaz mevsiminin kapıda olması, çoğu kişi için fazla kiloları nedeniyle, endişeli bir dönemin de başlangıcı sayılıyor. Kilo kontrolü vücut sağlığı için büyük önem taşıyor. Vücut kilosunun normalin üzerine çıkması tüm organların fiziksel ve metabolik olarak taşımaları gereken ekstra yük anlamına geliyor.

Doğal kaynaklı bir ürün olan, Farmasyon aracılığıyla eczanelerde satışa sunulan Lifetime CLA-X, daha etkin yağ yakımı, daha iyi iştah kontrolü ve daha düzenli bağırsak hareketleri sağlamaya yardımcı oluyor.

Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel, doğal kaynaklı bileşiklerin doğru dozda ve doğru şekilde kullanılmaları halinde zayıflamaya destek olabileceğini belirtti. Fakat tercihi yaparken mutlaka eczacının ve konunun uzmanı hekimlerin görüşlerinin alınması gerektiğini söyledi.

Farmasyon aracılığıyla eczanelerde satışa sunulan ve doğal kaynaklı bir ürün olan Lifetime CLA-X, daha etkin yağ yakımı, daha iyi iştah kontrolü ve daha düzenli bağırsak hareketleri sağlamaya yardımcı oluyor. Ürünü kullanmadan önce eczacınıza ve hekiminize danışmanız gerekiyor.

Ürün kalitesine ve müşteri memnuniyetine verdiği önem, ABD’de “The NNFA (National Nutritional Foods Association) GMP Certificate” (Amerikan Ulusal Gıda Derneği’nin İyi Üretim Uygulamaları Sertifikası) ile ödüllendirilmiş bulunan Lifetime ürünleri, FDA (Food and Drug Administration / Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından belirlenen GMP (Good Manufacturing Practices / İyi Üretim Uygulamaları) kurallarına göre, en yüksek kalite kontrol standartlarında üretiliyor.

Etiketlerinde belirtilen içerik miktarlarının doğruluğunu garantileyen Amerikan Ulusal Gıda Derneği’nin (NNFA) “TruLabel” programına kayıtlı olan Lifetime, sizlere ulaşan ürünün en yüksek güvenilirliğini, uygulamış olduğu sıkı kalite ve güvenlik kontrol sistemleri ile gerçekleştiriyor.

Kilo kontrolünde dikkat edilmesi gerekenler

Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel, son yıllarda işlenmiş gıdaların tüketiminin artması, fiziksel aktivitenin ve hayat kalitesinin azalması nedeni ile bireylerin metabolizmalarında değişimler meydana geldiğini belirtti ve şunları söyledi: “Günlük alınması gereken kalori miktarı erkekler için ortalama 2500, kadınlar için de 2000 civarındadır. İşlenmiş gıdalar, içerdikleri sentetik tatlandırıcılar ve katkı maddeleri nedeni ile çeşitli metabolik rahatsızlıklara neden olabilmektedir. İçerdikleri sentetik tatlandırıcılar insülin direncine neden olabilmektedir. Kilo artışı diyabetin yanı sıra, kalp hastalıkları ve çeşitli kanser türlerine dahi neden olabilmektedir. Kilo kontrolünde ilk dikkat edilmesi gereken nokta alınan kalori miktarıdır. Kalori kontrolüne ek olarak fiziksel aktivitenin de gerçekleştirilmesi beden sağlığı için önemlidir. Bir şekilde kilo kontrolünü sağlayamamış bireyler gıda takviyesi şeklinde zayıflamaya yardımcı olacak doğal kaynaklı ürünler kullanabilirler.”

Bireylerin diyet programlarında dikkat etmeleri gereken bir diğer noktanın da lif alımı olduğunu söyleyen Kılıcel; “Lifler su ile şişerek bağırsaklarda kitle oluştururlar ve tokluk hissi sağlarlar. Ayrıca besinlerin emilimi de yavaşladığı için kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Gıdalarla birlikte su tüketiminin de günlük en az 2-3 litre olması zayıflamaya yardımcı olmaktadır.” dedi.

Zayıflamaya yardımcı besin takviyesi kullanılmak istendiğinde nerede üretildiği ve içeriği belli olmayan ürünlerin değil, yasal işlemlerden geçmiş, yıllardır piyasada bulunan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel: “Zayıflama ürünleri nedeni ile meydana gelen ölümlerden sorumlu olan bitkiler değil, herhangi kontrolden geçmemiş ürünlerin içerisinde bulunan ve kullanımı yasaklanmış olan sibutramin maddesidir. Besin takviyeleri sadece eczanelerden alınmalıdır. Tercih yaparken de kulaktan dolma bilgilerle değil, mutlaka eczacının ve konunun uzmanı hekimlerin görüşleri alınmalıdır. Sağlıkta şüpheye yer yoktur.” dedi.

 

Bir Fransız’la manikür pediküre ne dersiniz?

0

Güzellik deyince kadın için akan sular durur. Nerede iyi kuaför ya da spa var hemen hepimiz biliriz. Manikür pedikür de başka bir ilgi alanımız. Bakımlı ve temiz olmak için şart bir kere.

Her kadının müdavimi olduğu bir manikürcüsü vardır mutlaka. İşlemi yapacak kişiye güvenmelisiniz, mekan temiz olmalı, canınızı acıtmamalı ve elbette sonuçları tatmin edici olmalı. Manikür-pedikür yapanların çoğu kadın. Çoğunuz gibi ben de manikür pedikür yapan bir erkekle, hele ki bu kadar yakışıklısıyla karşılaşmamıştım. Tugdual Ponchet’le tanışana kadar… Fransız Tugdual bir mankeni aratmayacak kadar yakışıklı ve işinde de son derece başarılı. Yaptığı işle kadınlara adeta taş çıkarıyor. Elleriniz ve ayaklarınızı ona gözünüz kapalı emanet edebilirsiniz…

Önce bakım sonra masaj Tugdual Ponchet bir Fransız, 27 yaşında. Mankenleri aratmayacak kadar da yakışıklı. Theİstanbul Edition içindeki ESPA Spa’da Bastion Gonzalez’e bağlı olarak çalışıyor, manikür pedikür yapıyor. Aslında sadece manikür-pedikür demek yanlış olur. Tugdual sihirli elleriyle ayaklarınıza masaj ve bakım da yapıyor ki kendinizden geçiyorsunuz. Çünkü ayağınızla ilgili her türlü bilgiye sahip. O bir podolojist. Yeni ayak sağlığı uzmanı.Paris’te eğitim almış, podolog olmuş.

Podolog olmaya daha 12-13 yaşlarında karar vermiş Tugdual. Tırnaklarıyla ilgili çok ciddi sıkıntılar yaşıyormuş ve bu yüzden iki-üç haftada bir pediküre gitmek zorunda kalıyormuş. “Çocukken bile ayak sağlığının ne kadar önemli olduğunu öğrenmiştim, pedikürle ilgili sürekli araştırmalar yapıyordum. Okula başlayınca ortopedik olarak da bilgi edindim” diyor.

İşini yaparken dünyayı gezmek istiyor

Tugdual öğrenciyken okulda Bastion Gonzalez’le tanışıyor. Bastion Gonzalez o zamanlarda şimdiki kadar büyük birmarka değil. Ama hızla ilerliyor. Tugdual’ın da hedefleri arasına giriyor. Okul bittikten sonra güzellik salonlarında çalışmaya başlayan Tugdual kariyer hedeflerini de yavaş yavaş çiziyor. Hem podologluk yapmak hem de dünyayı gezmek istiyor. Bu yüzden sporcular özellikle de ayak bakımına ihtiyacı olan futbolcularla çalışmak için kolları sıvıyor. Sonra da eğitimini tamamlamak için Amerika’ya gidiyor. Döndüğünde sporcularla çalışamıyor ama tam da istediği gibi bir teklifle karşılaşıyor ve Bostion’a bağlı olarak çalışmaya başlıyor. Böylece hem seyahat etme hem de işini yapma imkanı buluyor. İlk olarak Dubai’de çalışıyor. Sonra Maldivler’de… Maldivler’de bir gün The İstanbul Edition’un sahibi Mübariz Mansimov’a terapi yapıyor ve böylece ona İstanbul’un kapıları açılıyor. Mübariz Bey Bastion firmasıyla Tugdual’ı İstanbul’a transfer ediyor.

Önce kadınlar sonra eşleri bakıma geliyor 

Tugdual şimdilerde The İstanbul Edition’daki ESPA SPA’da marifetli elleriyle ayak bakımı yapıyor. Marifetli diyorum çünkü bizzat denedim, memnun kalacağınıza, hatta masaj koltuğundan kalkmak istemeyeceğinize garanti veririm. Bir kadından çok daha nazik ve temiz. İşini özenerek ve severek yapıyor. Yaptığı işin üç basamaktan oluştuğunu söylüyor: “Önce tırnak temizliği yapıyorum, ardından ölü deri tabakayı temizliyorum. Üçüncü basamak da masaj. Masajla terapiyi sonlandırıyorum” diyor. Yaptığı işin sıradışı olduğunu kabul ediyor Tugdual.

Sonuçta erkeklerin manikür pedikür yapması çok sıradan bir şey değil. Özellikle de Türkiye’de. Bu yüzden şaşıranlar oluyormuş ama Türkiye’ye geleli bir yıl olmasına rağmen müdavimleri çoktan oluşmuş. Türk kadınlarının bakımlı olduğunu söyleyen Tugdual’a kadınların eşlerinin onu kıskanıp kıskanmadığını soruyorum. “Bir kadına bakım yapıyorum, iki üç gün sonra eşi bakıma geliyor. Genelde böyle oluyor. Müdürümüz Bastion bize hep ‘Bir kadına bakım yapıyorsanız dizde durun, daha yukarı çıkmayın” der. Kıskanmak için sebep yok yani” diyor.

(Posta)

Egzersiz depresyondan koruyor

0

Çalışmalar, düzenli fiziksel aktivitenin depresyon ve kaygıyı azalttığını gösteriyor. Çocukluk çağında yapılacak eğlenceli egzersizler ise alışkanlığın kazanılması açısından önem taşıyor. Uzmanlar, egzersiz ve sporun, sadece bedensel bir uğraş olmadığını, özellikle çocukların sosyalleşme ve topluma uyma süreçlerinde etkin bir rol oynadığını söylüyor.

Bu fiziksel aktivitelerin kendi içinde kuralları olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serap İnal, egzersizin çocuklara sevdirilmesinin önemine dikkat çekti.

Çocukların, egzersiz veya spor yaparken yeni özellikler kazandığını, fiziksel olduğu kadar ruhsal olarak da geliştiğini belirten İnal şunları söyledi: “Çocukluk yaşlarından başlayarak düzenli egzersiz ve spor alışkanlığını kazanmak, ilerleyen yaşlarda yaşamı tehdit eden koroner kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, inme, diyabet, kolon ve meme kanseri, obezite ve depresyonun görülme olasılığını azaltmaktadır. Bu Dünya Sağlık Teşkilatı tarafından da kabul edilmektedir. Aynı zamanda kas-iskelet sistemi hastalıklarının oluşmasını da engellemektedir. Ayrıca düzenli fiziksel aktivite yapan çocuklar enerjilerini doğru yönde harcamayı öğrenmektedir ve toplumca aşırı olarak kabul edilen duygu ve davranışlarının olumluya yönlendirilmesi mümkün olmaktadır. Yapılan çalışmaların düzenli fiziksel aktivitenin kişilerin depresyon ve kaygı düzeylerini azalttığı bildirilmektedir. Bu nedenle düzenli egzersiz ve spor yapan çocukların, sosyalleşmeleri, kendine güven duygularının artması ve arkadaşlık kurmaları kolaylaşmaktadır.”

TÜRKİYE’DE FİZİKSEL AKTİVİTE YETERSİZ

İnal, Türkiye’de çocukların fiziksel aktivite oranlarını yeterli bulmadığını ifade ederek, ”Esasında Türkiye’de gençler ve yetişkinlerin de fiziksel aktivite düzeyleri yetersiz. Okul çağı çocukları üzerinde yapılan bir çalışmada çocukların 522’sinin düzenli fiziksel aktivite yapmadığı, fakat yüzde 43’ünün sokakta oynayarak fiziksel aktivite yaptığı bildirilmektedir” dedi.

Dünyada ve Türkiye’de okul çağı çocuklarının fiziksel aktivite yapma olanaklarının okullarda aldıkları beden eğitimi ve spor dersleriyle sınırlı kaldığının pek çok çalışmada bildirildiğini işaret eden İnal, şöyle konuştu: ”O nedenle beden eğitimi ve spor derslerine özellikle önem vermek gerekmektedir. Ülkemizde fiziksel aktivite düzeyi en fazla 18-24 yaş arasındaki gençlerde yüksektir. Bu durumda üniversitelerde spor yapma olanaklarının daha fazla olması neden olarak gösterilebilir. Eğer aileler spor yapıyorsa veya düzenli fiziksel aktivite yapma alışkanlıkları varsa bunu çocuklarına da aktarıyorlar. Fakat ülkemizde aileler genellikle bu konuda duyarsızlar. Spor yapma bilinci ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözümüzden hareketle, erken yaşlarda kazandırılmalıdır. Bunun için okullardaki fiziksel aktivite eğitimine önem verilmelidir. Bu nedenle de hem beden eğitimi derslerine hem de okul sporlarına yoğunlaşmalı, çocukların akademik eğitimleri yanı sıra beden eğitimlerine ve bunun için ayrılan ders saatlerinin verimli kullanılmasına özen gösterilmelidir.”

Aynı zamanda okul dışındaki saatlerde de çocukların zamanlarını verimli ve yararlı kullanabilmeleri açısından fiziksel aktivite yapma olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini ifade eden İnal, ”Çocuklara egzersiz ve spor yapmak sevdirilmelidir. Çocuklar fiziksel aktivitelere katılırken aynı zamanda eğlenmelidir ki tekrar ertesi gün veya hafta, buna katılma isteği sürdürülebilsin ve bu bir alışkanlık haline dönüştürülebilsin” şeklinde konuştu.

HEM DEVLET HEM DE AİLELER SORUMLU

Prof. Dr. Serap İnal, çocuklara düzenli fiziksel aktivite kazandırılmasının devletin birincil sorumluluğu olduğunu dile getirerek, ”Devlet, çocukların ve gençlerin eğitimi ve akademik gelişimlerinden ne denli sorumlu ise fiziksel aktivite düzeylerini geliştirmekten de o kadar sorumludur. Tabii ki bunun için önce ailelerin bilinçlendirilmesi, çocukların okula ve okul sporlarına katılım oranının arttırılması gerekmektedir” dedi.

Aşırı terlemeye etkin çözüm: Botox

0

Çeşitli sebeplerle aşırı terleyenler bu yazı sorunsuz geçirebilirler. Çünkü, tıbbın birçok alanında çok etkili sonuçlar veren botox, artık aşırı terleme tedavisinde de kullanılıyor.

Terleme insanlarda doğal olarak görülürken, aşırı terleme çok büyük sorunlar oluşturabiliyor. Özellikle ter bezlerinin fazla çalışmasına bağlı olarak deri yüzeyine salınan terin artması sonucu, kişide gündelik yaşamı etkileyecek derecede fazla ve rahatsız edici terleme görülebiliyor. Bu konuda American Academy Of Dermatology’nin aktif Üyesi ve cilt, saç, botox, saç dökülmesi, saç ekimi, lazer uygulamaları ve lazer epilasyon, mezoterapi üzerine uzun süreli tıbbi çalışmaları olan Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı ile görüştük.

Aşağıda sırayla okuyabileceğiniz bilgiler

  • Aşırı terlemenin nedenleri
  • Terleme nedenlerinin saptanması
  • Botox en etkili yöntem
  • Uzun süreli etki…
  • Nasıl uygulanıyor?


Aşırı terlemenin nedenleri

Ter miktarı kişiden kişiye göre değişebildiği için aşırı terlemenin tanısı ve değerlendirmesi çoğu kez zordur. Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin çalışması ile doğru orantılı olup, aşırı terleme toplumun yüzde 1’inde karşılaşılan bir sorundur.

Aşırı terlemenin en önemli nedenleri arasında stres, değişik uyaran ilaçlar (emetikler, insülin), tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinde görülen hastalıklar, menopoz, hipoglisemi, şişmanlık, bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hormonlar yer alır. Sistemik hastalıklardan diyabete, kalp yetmezliğinden karsinaid sendroma kadar pek çok sağlık sorunu da bu tür terleme yapabilir. Pratikte en çok görülen terleme şekli; strese bağlı olan ve özellikle avuç içi, ayak tabanı, koltuk altı ve daha az olarak da yüz ve kasıkta terleme yapan tiptir.

Terleme olan bölgelerde bakteri üremesi kolaylaşacağı için aşırı terleme kokuya da neden olur ve kişinin fiziksel ve sosyal hayatını negatif yönde etkiler. Bu gibi durumlar özellikle ellerde, ayak tabanında, yüzde ve gövdede oluşabilir ve kişinin terlemesi ile stres arasında kısa bir denge oluşur. Stres durumu ile birlikte bu bölgelerde hızlı bir terleme gözlenir.

Terleme nedenlerinin saptanması

Terleme tedavisine başlamadan önce ilk aşamada terlemenin nedenleri araştırılır. Kişide kilo problemi olup olmadığı incelenir. Uzun süreli geçirdiği herhangi bir rahatsızlık olup olmadığı, menopoz döneminde olup olmadığı, tiroid bezi veya böbrek üstü bezi ile ilgili herhangi bir problemi olup olmadığı araştırılır. Sorun saptanamadığı durumlarda sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Bu soruna karşı çok değişik tedavi şekilleri uygulanabilir:

1Hastanın beyaz renkli, hafif, pamuk elyaf içeren giysiler ve çoraplar giyilmesi tavsiye edilir.

2-Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Pudralar nemi alıp, bölgenin kurumasını sağlayabilir ve antiseptik ilaçlar ikinci enfeksiyonun yerleşmesini engelleyebilir.

3- İyontoforez: Özellikle ellerdeki, ayaklardaki ve koltuk altı bölgesindeki aşırı terlemede kullanılan bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle, bölgesel, hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınıp, 2 – 3 aylık iyileşme dönemleri sağlanabilir.

4- Botox tedavisi: Özellikle el içi, ayak tabanı ve koltuk altı terlemesinde kullanılan bir ilaçtır. Bu yöntem ter bezlerini çalıştıran sinirlerin faaliyetlerini azaltarak terlemeyi birkaç kat azaltır ve ortalama etki süresi 8-10 aydır.


Botox en etkili yöntem

USA Florida’da uzun süreli tıbbi çalışmaları olan Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı, aşırı terleme tedavisinde en etkili yöntemin botox uygulaması olduğunu belirterek diğer tedaviler hakkında şu bilgileri verdi: “Tıpta birçok alanda tedaviler sağlayan botox, bu kez de terleme tedavisinde başarılı sonuçlar vermektedir. El içlerindeki, ayak tabanlarındaki ve koltuk altlarındaki terleme çağlardan beri hem kadınlarda hem de erkeklerde, her zaman büyük sorunlar çıkarmasına rağmen, tedavi seçenekleri oldukça kısıtlı.

Tedavi amaçlı uygulanan lokal solüsyonlar ve pudralar ise ancak çok kısa süreli var olan ter salgısını kurutmak amacı ile uygulanabilecek çok eski seçeneklerden biri. Gündelik yaşamdaki aşırı terleme miktarının üzerinde fazlaca etkisi olmayan bu yöntemler artık birçok kişi tarafından tamamen unutulmuş tedavi seçeneklerinden biri.

Seneler sonra piyasaya çıkarılan iyontoforez yöntemi ise özellikle el içi ve ayak terlemelerindeki bölgesel hafif terlemelerin tedavisinde kullanılan bir cihaz. Ancak bu yöntem hem ekonomik değil, hem de kişinin fazlaca zaman kaybetmesine sebep oluyor. Pudra ve solüsyon tedavisine nazaran daha tatmin edici sonuçlar verebilen bu yöntem için kullanılan cihazın yaygın olarak bulunmaması da yöntemin tercih edilmemesine sebep oluyor.

Aşırı terleme konusunda ‘sempatektomi’ (sinir ucu kesisi) ise cerrahi seçeneklerden biri. Genel anestezi şartları altında gerçekleşen bu yöntem de özellikle aşırı derece terlemelerde göğüs, kalp damar cerrahları tarafından uygulanabilen bir yöntem. Ameliyat sonrası cerrahi bakım gerektiren bu durum ancak bu konuda fazla vaka sayısı ve tecrübesi olan operatör hekimlerce uygulanabilecek bir seçenek, işin ekonomik kısmı ise oldukça yüksek.”

Uzun süreli etki…

Son 15 yılda estetikte “çağın buluşu” olarak tanımlanan botox sayesinde, hem yüzdeki sevimsiz, zamanın acımasız izleri geçirilirken hem de tikler, nörolojik vakalar ve özellikle yüksek teknolojinin bile tedavi sağlayamadığı aşırı terleme tedavi edilerek, başarılı sonuçlar sağlanıyor.

Özetlemek gerekirse; göz çevresi, alın ve kaş ortasındaki kırışıklıkları gideren botox, aşırı terleme ve ter kokusunun rahatsız edici durumundan da kurtarıyor. Kadın ve erkeklerde kolaylıkla uygulanabilecek bu yöntem ortalama 15-30 dakika içindeki yapılan pratik bir uygulama ile çok uzun bir süre boyunca rahat etmenizi sağlıyor.

Nasıl uygulanıyor?

El içi, ayak tabanı ve koltuk altındaki terlemeye karşı botox uygulamaları oldukça pratik bir şekilde uygulanıyor. Dr. Melisa Eczacıbaşı uygulamayı şöyle anlatıyor: “Problem olan bölgede ilk aşamada gerçekten terleyen bölge, testler ile tespit edilir, daha sonraki aşamada bölgeye uyuşturucu niteliği taşıyan kremler tatbik edilir ve 15 dakika beklettikten sonra uygulamaya başlanır.

Son derece ince uçlu (insülin enjektörü) vasıtasıyla problemli olan bölge içine botox ilacı enjekte edilir, aşırı bir acı hissi duymadan, tedavi için defalarca zaman ayırmadan ve cerrahi herhangi bir bakıma gerek kalmadan ortalama 10-12 ay boyunca hem terlemenin miktarı oldukça azalır, hem de terin rahatsız edici kokusundan kurtulunur. Botox bu bölgede aşırı çalışan ter bezlerinin ve kasların istenmeyen hareketlerini etkilediğinden, terleme sorunu da giderilmiş olacaktır.”

Bugün A.B.D’de bilinçli, eğitimli ve tecrübeli binlerce hekim tarafından uygulanan bu yöntem oldukça yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Hem kadın hem de erkeklerde, birçok yaş grubunda uygulanabilecek bu yöntem sadece bu konuda bilinçli uzman hekim tarafından uygulanmalı.

Home Store’dan sıra dışı kot koleksiyonu

0

Serin akşamların kurtarıcısı kot yelekler, yaz aylarının vazgeçilmezi kot şortlar ve etekler… Home Store, kot koleksiyonu ile her zevke hitap eden ürünlerini şimdi vitrinlerinde sergiliyor.

Gardroplarda her zaman yerini koruyan kotlar Home Store ile yeniden canlanıyor. Gömlek, t-shirt  ya da body gibi yazın sıklıkla tercih edilen kıyafetlerin tamamlayıcısı kot yelekleri yaz akşamlarında yanınızdan ayıramayacaksınız.

Kolları zincir detaylı, üzeri yuvarlak halkalarla açılmış özel tasarım ceketler de yazın gözdesi olacak tarzda. Ceketleri ister günlük kıyafetlerinizle kombin edin, isterseniz gece kıyafetleriniz ile birlikte şıklığınıza şıklık katın. Hem spor hem klasik tarzda kullanılabileceğiniz ceketlerle bu sezona gözler üzerinizde olacak.

Fırfırlı Şortlar, Mini Kotlar Yazın Gözdesi

Güneşin yüzünü göstermesiyle beraber içinizin coşkusunu kıyafetlere Home Store ile  yansıtın. Fırfırlı şortlar, mini etekler de Home Store kot koleksiyonunda dikkat çeken ürünler arasında.

Emel Acar yönetiminideki tasarımcılar tarafından hazırlanan koleksiyonları ve daha fazlasını görmek için size en yakın Home Store mağazasını ziyaret edin.

 

New York’ta görücüye çıkan Silhouette Bride gelinlikleri Daybuyday’de

0

Daybuyday.com, evlenmek üzere olan gelin ve damatları yeni kampanyasıyla mest ediyor.

İlk olarak geçtiğimiz şubat ayında New York Nolcha Moda Haftası’nda görücüye çıkan Silhouette Bride gelinlik koleksiyonu 30 parçadan oluşan tasarımlarıyla Daybuyday’da %70’e varan indirimlerle sunuluyor. Tasarımlarını modacı Seçkin İlker’in yaptığı gelinlikler, hayallerinin peşinden giden hanımların kalbini fethediyor.

Bunun yanında, düğününde gelin kadar dikkat çekici olmak isteyen damatlar şıklık konusundaki iddialarını 5 farklı damatlık modeli arasından seçim yaparak koruyor.

Ponza taşı ne işe yarar?

0

Ponza sayesinde topuklardaki ölü dokuların giderilmesi ile topuklar daha ince ve zarif bir görünüme kavuşur. Ponza ile topuklar temizlenirken dikkat edilmesi gereken önemli bir kaç nokta var:

– Ponza ile topuklar kuru veya hafif nemli iken taşlanmalıdır. Topuklar çok yumuşatılıp taşlanırsa topuk derisindeki ölü dokularla beraber sağlıklı yaşayan doku da taşlanacağından deri hasar görür ve kendini tamir etmek için daha fazla çalışır bunun sonucunda topuklar daha da kalınlaşır. Böylece istenilenin tersine daha kalın bir deri elde edilir. O nedenle mümkünse sadece kuru taşlama yapılmalı, kuru taşlama sırasında deride oluşacak ısıdan rahatsız olunuyorsa hafif nemli iken yapılmalıdır.

– Taşlama işlemi bittikten sonra mutlaka ayak için bir nemlendirici, yumuşatıcı sürülmelidir. Gliserinli veya lanolinli yumuşatıcılar olabilir, çok kalınlık varsa salisilik asit içeren merhemler kullanılabilir.

– Vücut ağırlığımızın tamamını taşıyan, gün boyu ayakkabı içinde sıkışan ayaklarımız için bu işlemin haftada bir veya iki kez yapılması gerekir ki süreklilik sağlansın ve sağlıklı taze canlı görünen topuklara sahip olalım.

(Hürriyet)

Kadınlar günde sekiz kere kendilerine bakıyor

0

İngiltere’de yapılan ankette kadınların güzel görünüp görünmediklerini günde sekiz kere kontrol ettikleri ortaya çıktı. Kadınların kullandığı en popüler “kontrol” noktası ise karşısında duranların güneş gözlüğü camları.

İngiltere’de bir kozmetik firması tarafından yapılan ankete katılan kadınların güzel görünüp görünmediklerini günde sekiz kere kontrol ettikleri ortaya çıktı.

Çalışmaya katılan kadınlar kontrollerini karşılarında duran kişilerin güneş gözlüklerinin camlarına, araba aynalarına ve akıllı cep telefonlarının ekranlarına bakarak yapıyor.

Çalışmaya göre on kadından bir tanesi bir arabanın yanından geçerken aynasına bakmaktan kendisini alamıyor. Kadınların %39’u ise aynaya baktıktan sonra kendilerine güvenlerinin arttığını söyledi.

Manchester Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Dr Christine Bundy konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Düzenli olarak aynaya bakan kadınlara “kendini beğenmiş” demek yanlış olur.

İş yaşamı yoğun olan kadınların kendileriyle ilgilenecek çok fazla zamanları olmuyor. Dolayısıyla fırsat buldukları anlarda nasıl göründüklerini kontrol ediyorlar. Bu çok doğal bir hareket.”

İyi sağlık için iyi yeme (Harvard Sağlık Bülteninden)

0

Televizyonunuzu açın, gazeteye bakın ya da bilgisayarınızı çalıştırın sağlık ve diyet hakkında bazı kafa karıştırıcı bilgilere mahkumsunuz. Bunun dikkatinizi bozmaya ya da  sizi pastaneye sürüklemesine izin vermeyin. Onun yerine anahtar gerçekleri hatırlayın:

  1. Yedikleriniz görünüşünüzü, enerjinizi ve rahatlığınızı ve hepsinin üstünde de sağlığınızı etkiler.
  2. Amerika yanlış yolda. Her üç kişimizden ikisi normalin üstünde ağır ya da obez. Diyabet ve yüksek tansiyon artışta. Kalp krizleri, inmeler ve kanser endişe verici ölçüde yaygın. Pek çok faktör bu karmaşık sorunlara katkıda bulunuyor ancak temel sorun basit: çok fazla yiyoruz, yanlış yiyecekleri seçiyoruz ve yeterince egzersiz yapmıyoruz.
  3. Bilim insanları hangi diyetin en iyi olduğunu biliyor (aşağıya bakınız). Ayrıntılar değişti, daha da değişmesi çok olası ancak anahtar gerçekler biliniyor.
  4. İyi beslenme bir ceza değil, bir fırsat. Neyin önemli olduğunu ve ne yapacağınızı bilirseniz, onu zevkli ve tatmin edici bulabilirsiniz. Ve eğer genel bir sağlıklı besin şekli oluşturabilirseniz sizin için en önemli olan ikramların tadını çıkarmak için bolca yer açabilirsiniz.

Hedefleriniz

Çoğu kişi için TCL tender lovin care’in baş harfleri ancak doktorlar için Therapeutic Lifestyle Changes diyet demek. TCL diyeti çoğu Amerikalı için sağlam hedefler sunuyor.

TCL Diyeti

Toplam kalori: Sağlıklı beden ağırlığına ulaşmak ya da korumak için egzersizle bağlantılı olarak ayarlanmıştır. Doktorunuz ya da beslenme uzmanınız kişisel olarak sizin kaç kalori alıyor olmanız gerektiğinin hesaplanmasına yardım edebilir.

Toplam yağ        : Toplam kalorinin %25 ya da 35’i

Çoklu doymamış yağ: Toplam kalorinin %10’una kadar

Tekli doymamış yağ: Toplam kalorinin % 20’sine kadar

Kolestrol: Günde 200 mg’dan az

Protein:Toplam kalorinin % 15’i kadar

Tıp Enstitüsü tavsiye eder:

Fiber: 50 yaş ve altındaki erkekler günde 38 gr

50 yaş ve altındaki kadınlar günde 25 gr

50’nin üstündeki erkekler günde 30 gram

60’nin üstündeki kadınlar günde 21 gr

Değişiklikler Yapma

İşte size hoşlanabileceğiniz sağlıklı bir diyet  için beş ipucu:

  • Yiyecekler konusunda farklı bir şekilde düşünmeyi öğrenin. Yıllar önce et ve patates Amerikan idealiydi. Şimdi biliyoruz ki sebzeler, meyvalar, tam tahıllar, kuruyemiş ve balık en iyisi.
  • Yeni tarifleri ve yemek planlarını deneyin ve üretici olup fırsatları yakalayın. Yeni diyetinizden korkacağınıza ondan keyif alın.
  • Yavaş değişin. 40 oluncaya kadar 40.000 yemek ve bunun yanı sıra çok fazla da abur cubur yemiş olacaksınız. Haftada bir çeşidi hedef alarak değişmek için kendinize zaman verin.

Kahvaltıyla başlayın, yumurta, jambon, donat, beyaz ekmek ya da bageldan yulaf ezmesine ya da kepekli tahıllara ve meyvaya geçerek. Eğer oturarak kahvaltı etmek için bir 10 dakikayı ayıramıyorsanız, donat ya da muffin yerine yüksek fiberli tahıllı bir kurabiye alıp gidin.

Sonra salataları, düşük yağlı yoğurt ya da düşük yağlı çökelek peyniri, tuna ya da fıstık ezmeli sandviçler ve meyvayla yaptığınız öğle yemeğiyle devam edin.

Tuzsuz fıstıklar, kuru meyvalar, meyva, ham sebzeler, Rye Krisp ya da Graham krakerleri atıştırın. Birkaç avuç kashi gibi tahıl gevreği ya da bir tahıllı kurabiyeyi yiyin.

Akşam için balık, derisiz tavuk, fasulye, kahverengi pirinç, tam buğdaylı hamur ve hiç kuşkusuz salataları ve sebzeleri deneyin.

Meyva ve düşük yağlı donmuş tatlılar yemek sonrası arzu edilen ikramlarıdır. Ve ara sıra bir kek, pay ya da çikolata     yemenin porsiyonlar büyük olmadıkça hiçbir yanlış tarafı yoktur.

  • Diyetiniz bakımından rahat olun. Asla mükemmel bir yiyecek bulamayacaksınız. Tabağınızdaki her şeyin yüksek bir amacı olması gerekmez. Zevklerinizi ve tercihlerinizi hesaba katın.  Eğer kızarmış biftek en sevdiğiniz yiyecekse onu yemeniz uygundur ancak onu Pazar günü ikramı yapın, günlük temel yiyecek yerine. Tercihler sizin ve daha iyi sizin genel diyetidir, daha fazla “yer açarak” arzularınızı şımartabilirsiniz.
  • Uzun vadeli bir resminiz olsun. Bazen hata yaparsanız ya da aldanırsanız  moralinizi bozmayın. Her yemek için endişe etmeyin, her ağız dolusu için ise daha da az. Besinsel zirve ve eksileriniz eğer genel diyet şekliniz sağlamsa dengelenecektir.