Bebeğinize, yeğeninize, anne adayı arkadaşınıza veya arkadaşınızın yeni doğmuş bebeğine güzel bir yeni yıl hediyesi düşünüyorsanız; “Uykucu Kuzucuk” onların uyku arkadaşı olmayı bekliyor.
Cloud B Uykucu Kuzucuk, evde ve seyahatte bebeklerin huzurla uykuya dalmaları için tasarlanmış, yumuşacık bir arkadaş…
Bebeklerin sürekliliği olan, aşağı yukarı hep aynı tonda devam eden düzenli seslerde huzur bularak, uykuya çok daha kolay daldığı biliniyor. “Uykucu Kuzucuk”un çıkardığı huzur verici 4 farklı ses de bebeğinizi tatlı rüyalara çağırıyor. Annenin kalp atışı, bahar yağmuru, okyanus dalgaları veya balina mırıltıları ile bebekler mışıl mışıl uyuyor. Zaman ayarlı “Uykucu Kuzucuk”un ses seviyesi ayarlanabiliyor ve yatağın kenarına kolayca asılabiliyor. Uykucu Kuzucuk, bebeğinizin hem uyku arkadaşı hem de vazgeçemeyeceği bir oyuncak…
Preferred Choice Award ve iParenting Media Winner Award ödüllerinin sahibi ve Jessica Alba, Nicole Richie, Tyra Banks gibi ünlülerin tercihi olan Cloud B Uykucu Kuzucuklar’ın satış fiyatı 79 TL’dir.
Opera İstanbul Hakkında: Opera İstanbul, dünyanın en gözde bebek markalarını, dünya ile aynı anda Türk tüketicisi ile buluşturmaktadır. Uluslararası üne sahip 20 markanın Türkiye distribütörlüğünü yürüten Opera İstanbul, Türkiye çapındaki uzman bayi ağı ile Türk annelerine en iyiyi sunmanın mutluluğunu yaşamaktadır. Opera’nın ürün gamı, bebek arabasından, oto koltuğuna, termometreden, oyuncağa, kangurudan, beslenme gereçlerine, ana kucağından, oyun parkına, çok geniş bir yelpazeye sahiptir.
Kafein, atletlerde ve uykulu ofis çalışanlarında oldukça etkilidir. Çünkü enerjiyi ve dayanıklılığı arttırır. Ancak spor yapanların kafein kullanması gerçekten güvenli ve doğru mudur?
Araştırmalar kafeinin spor üzerindeki etkilerini gösteriyor:
Kafein,
-Yorgunluğu azaltıyor.
-Kas glikojenlerinin yakılmasını yavaşlatıyor, yani spora devam etmek için daha fazla enerjiniz oluyor.
-Dayanıklılığı arttırıyor.
-Tetikte kalmanızı sağlıyor.
-Yorgunluğu algılamanızı önleyerek sporu daha rahat bir hale getiriyor.
Kafein bu olumlu etkilere sahip olsa da sağlıklı ve dayanıklı bir şekilde spor yapmak için ona ihtiyacınız yok. Eğer bir yarış atletiyseniz kafeinin idrar söktürücü etkisini aklınızda bulundurur. Bu daha fazla tuvalet molası demektir. Ayrıca susuzluk seviyesini de etkilemektedir.
Ne kadar alınabilir?
Araştırmalar dayanıklılığı arttırmak için 3mg/kg-6mg/kg kafeinin yeterli olduğunu göstermektedir. Bir fincan kahvede 60-120 mg civarında kafein bulunur. Yani çok fazla tüketmemekte fayda vardır.
Dikkat edilmesi gerekenler
Kafein tetikleyici bir maddedir. Bu nedenle bazı yan etkileri bulunur:
-Sürekli idrara çıkma
-Karın ağrısı
-Titreme
-Uyuyamama
-Artan endişe
-Baş ağrısı
-Mide bulantısı
Hamileyseniz veya hamile kalmakta zorlanıyorsanız kafeinden uzak durmanız gerekmektedir. Ayrıca performans arttırıcı ilaç veya başka bir şey kullanan kişilerin diğer tetikleyici maddeler tüketmesi sakıncalıdır. Fazla kafein yan etkileri de arttırır ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
İnsanların kendini zorlamayacağı zayıflama yolları da var. İş yalnızca şifalı otların ne olduğunu ve zayıflamaya nasıl etki ettiğini bilmekten geçiyor…
Popülerleşen lezzetli şifalı otların ne olduğunu ve zayıflamaya nasıl etki ettiğini bilmek çok önemli. Geleneksel tıbbın, kilolardan kurtulmada nasıl bir tamamlayıcı rol oynadığı hakkında bilgi veren Doğal Ürün Uzmanı Volkan Kurt “En eski ve sadık tedavi olarak kabul edilen bitkisel yolların kabulu yüzlerce yıl önceye dayalı. Fiziksel durumu iyileştirmek ve bir sürü hastalığın tedavisi için fayda getiren otlar zayıflamada ciddi rol oynuyor”diyor. İnsanların kendini zorlamayacağı zayıflama yolları da olduğunu belirten Kurt, “Bazı bitki formlarını salataya katarak çok güzel kilo verebilirsiniz” diyor. Herbalium adlı bitki merkezinin kurucusu Kurt, diyetsiz zayıflama yönteminde herşeyin tabiatın kurallarıyla düzenlendiğini ve dengelendiğini söylüyor.
Bakın nasıl iştahınız azalıyor!
İştah ve yemek arzusunu azaltan anti-iştah otları biberiye, ısırgan, kekik gibi otlardan oluşuyor. Herbalium’un ürettiği bitkisel zayıflama yolunun diğerlerinden farkı yoğurda katılıp yenmesinin dışında salatalara da eklenerek tüketilmesi. O nedenle “Hemen fayda vermesi içinyemek sitilinizi değiştirin” diyor Kurt ve kullanma şekli hakkında bilgi veriyor: “Yemekten 15 dakika önce kendinize bir salata hazırlayın ve bu tozu salatınıza serpip, kullanın. 15 dakika sonra ana yemeğe geçin! Bakın nasıl iştahınız azalıyor! İş yerinize götürüp, öğle vakti salata veya yoğurda katıp yiyebilirsiniz. Bir davettesiniz. Yemeklersizi kışkırtıyor. Giderken kurtarıcı olarak tek kullanımlık paketi yanınızda götürün. İlk olarak salata alın ve bitki tozunu üzerine serperek yiyin. İştahınız yok olacak diğer yiyeceklere karşı körelme hissedecekiniz.”
Bitkisel otlar ‘yabancı’ olmasın
Bu otların işlem görerek öğütülen formu, gıda alımını azaltıyor ve artan kiloya geçit vermiyor. Bitkilerin tek yardımı bedenin incelmesi değil. Aynı zamanda bir çok farklı avantajları var. Artı olarak cilt güzelliği kazandırıyor. Sinirlerin sakinleşmesi ve vitamin eksikliğini gidermesi gibi etkiler zayıflama seyrini olumlu yönde değiştiriyor. Çünkü insanoğlu doğrudan doğa ile bağlantı içinde olduğundan her bilgi genetik kodlarımızda saklı.
Geçtiğimiz günlerde PROCSIN markası adı altında satışa sunulan ve Fransız Kadınlarının güzellik sırrı olan nar çekirdeği ürünleri artık Türkiye’de!
Nar çekirdeği, besleyici ve nemlendirici özelliği ile kırışıklıkların oluşumunu engellerken; yaşlanan ciltlerde kuruluğu, ince çizgileri, yaşlılık lekelerini, yüzeysel kılcal damarların oluşumunu azaltıcı yönde de klinik olarak onaylanan etkiler göstermektedir.
Nar çekirdeği doğal ekstresi, cilde daha genç ve taze görünüm kazandırır.
Formülünde bulunan Pycnogenol , antioxidant etkisi gösterir ve yaşlanmanın cilde olan zararlarını engeller. Pycnogenol, kolajenini yükseltmeye yardımcı olur, bu da nar çekirdeği ürünlerinin cilde olan etkisini arttırır. Nar çekirdeği ürünlerinin içeriğinde bulunan The Secret avakado ekstresi A ve E vitaminleri ile ve acelora ekstresi C vitamini ile cildinizin bakımını tamamlar.
Fransız kadınlarının gençlik ve güzellik sırrı artık krem, kırmızı maske ve onarıcı şampuan olarak Türkiye’de!
PROCSIN profesyonel çözümler ile güzelliğinize güzellik katın!
Doğru makyaj ile gözleriniz yüzünüzdeki iki ufak sanat eseri gibi görünebilir. İşte bu yolda dikkat edilmesi gereken hususlar:
•Farı sürmeden önce göz kapağınızımutlaka hazırlayın – biraz fondöten ya da açık renk kapatıcı ve üzerine hafif pudra ile.
•Fırçanızı çok yüklemeyin, hafif hafif tonvererek başlayın ve gölgeleri gittikçe isteğe göre yoğunlaştırın, üzerine çıkacağınız katlardan önce temel atmak gibi..
•İkili, üçlü ya da dörtlü farlar aklınızı mı karıştırıyor? En açık renk başlangıç içindir, gerisi tüm göz kapağına yayılır, orta tondaki iç yarısı için ve en koyu olan dış yarım ve kontur çizgisi için uygundur.
•Hala renk kombinasyonları hakkında şüpheniz mi var? Tek ve doğal bir renkle tüm göz kapağınızı gölgeleyebilirsiniz.
•Farınızı asla gözünüzün iç ya da dış köşelerinden çok fazla taşmasına izin vermeyin – bu gözlerinizin sakil ve makyajınızın aşırı gözükmesine sebep olur.
•Yoğun ya da uzun süreli kalıcı bir renk istiyorsanız, kremin üzerine toz far sürmeyi deneyin.
•Farınızı sürdükten sonra çok mu fazla geldi, pamukla hafifçe silin ya da teninizin renginde bir renkle tonunu açın.
•Göz farı çok kolay kullanılabilinir – ıslak ya da kuru- eyeliner yerine. Sadecekirpikleriniz boyunca uygulamak için uygun bir fırça bulmanız yeterli.
•Gözlerinizin iç köşelerini (V bölümünü) açık renk, pırıltılı bir kalemle boyarsanız, daha parlak görünmelerini sağlarsınız.
•Gözlerinizi koyu renk kalem ya da farla çevrelemek onları daha küçük gösterecektir-zaten küçük gözleriniz varsa dikkatli olun.
•Gözlerin alt iç kısmını beyaz kalem ile boyayarak ise daha büyük gözler elde edebilirsiniz.
Kilo alma korkusuyla çikolatadan uzak durmaya çalışan, suçluluk duygusuna rağmen çikolata kaçamakları yapmaktan vazgeçmeyen kadınlara müjdeli haber İsveçli araştırmacılardan geldi.
İsveç Karolinska Enstitüsü’nün Amerikan Kardiyoloji Dergisi’nde yayımlanan araştırmasına göre, haftada iki kez çikolata tüketen bir kadın, kendisiyle aynı fiziksel koşullara ve yaşam alışkanlıklarına sahip, ancak çikolata yemeyen hemcinsine oranla kendini felç riskinden yüzde 20 daha fazla koruyabiliyor.
Araştırmaya göre, kakaoda bulunan antioksidan özelliğe sahip flavonoidler, kötü kolestorol olarak adlandırılan düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önlüyor ve bu şekilde kişinin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve felç riskini düşürüyor.
Yaşları 49 ile 83 arasında değişen 33 bin 372 kadının, 8 farklı kategoriye ayrılarak kapsamlı şekilde incelendiği araştırmada, yeme alışkanlıkları, yaş grupları ve sağlık koşulları birbirine denk gruplardaki kadınlar, sadece çikolata tüketimlerindeki farklara göre incelendi. Tüm deneklerden ayrıca son bir yıl içinde aralarında çikolatanın da bulunduğu 96 farklı gıdayı hangi sıklıkla tükettiklerine dair 350 sorudan oluşan anketi yanıtlamaları istendi.
Merkez tarafından 10.4 yıl boyunca yapılan incelemelerin sonucunda, 33 bin 372 kadında görülen bin 549 felç vakasını mercek altına alan uzmanlar, çikolata tüketen kadınların, kendi kategorilerindeki çikolata tüketmeyenlere oranla felç riski ve kalp damar hastalıkları konusunda daha avantajlı olduklarını tespit etti.
BİTTER ÇİKOLATA TAVSİYESİ
Uzmanlar, çikolataların farklı miktarlarda kakao içerebileceği uyarısında da bulunarak, söz konusu araştırmadaki kadınların, en az yüzde 30 oranında kakao içeren çikolata tükettiklerini belirtirken, daha az şeker ve daha çok kakao içerdiği için bitter çikolata tüketilmesini tavsiye ediyorlar.
Araştırmanın, tansiyonu düşürdüğü, insülin direncini azalttığı ve kan pıhtılarını önlediği de bilinen çikolatanın, kalp damar hastalıklarıyla mücadelede de etkili olduğunu tespit eden en geniş kapsamlı çalışma olması bakımından önem taşıdığı belirtildi.
Güzelliğin ve yüz ifadesinin en önemliunsurlarından biri olan gözler, yaşınilerlemesiyle birlikte deforme olabiliyor. Göz kapaklarında düşme ve gözaltı torbaları en güzel gözlere bile gölge düşürüyor ama basit estetik müdahalelerle yıllara meydan okuyan canlı ve sağlıklı bakışlara sahip olabilirsiniz. Estetik ve Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, göz çevresi estetiği hakkında merak edilenleri anlatıyor…
Göz çevresi sorunlarının lokal anestezi ile acısız ve çok kısa sürede düzeltilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Kışlaoğlu ‘’Göz kapağı yaşlanmaya bağlı olarak ya da kalıtsal nedenlerle çok genç yaşlarda da torbalanabilir. Bazen de göz kapağı derisinde torbalanma olmadan sadece sarkma ya da gevşeme görülebilir. Tüm bunlar kişiyi yorgun ve yaşlı gösterir. Bu durumun estetik görünümbozukluğuna neden olması yanında, sarkık haldeki üst göz kapaklarının gözün önünü kapatması kişinin görmesini de engelleyebilir’’ dedi.
Göz Kapağı Ameliyatı Nasıl Yapılır?
‘’Göz kapağı estetiği ameliyatı ya da blefaroplasti, göz kapaklarına uygulanan estetik cerrahi girişimdir. Alt ve üst göz kapaklarından fazla sarkma ve torbalanmaya neden olan deri fazlalıkları çıkarılır ancak çıkarılan doku miktarlarının çok iyi planlanması gerekir’’ diyen Prof. Kışlaoğlu, operasyon sırasında yapılanları şöyle açıkladı; ‘’Estetik göz kapağı ameliyatı ile fazla deri alınır ve ayrıca fıtıklaşmış yağ dokusu önündeki zar kuvvetlendirilir. Bu şekilde hem güzel bir görünüm elde edilir hem de kişinin rahat görmesi sağlanmış olur. Göz kapağı estetiği lokal anestezi ile yapılır ancak hastanın talebine göre veya başka işlemler de yapılacaksa genel anestezi altında da yapılabilir. Hastanın mevcut şikâyetlerine göre sadece üst veya alt kapaklar ya da her ikisi de aynı anda ameliyat edilebilir. Ameliyat ortalama 1–1,5 saat sürer’’
Operasyon Sonrası İz Kalıyor mu?
Üst göz kapağı için kesi göz kapağının katlanma yerinden yapılır. Üst göz kapağında gizli bir dikiş ve alt göz kapağında kirpik dibinde kendiliğinden kaybolan dikişler vardır. Bu nedenle iz görünmez. Ayrıca göz kapakları insan derisinde en az iz bırakan bölgelerdendir.
Ameliyat sonrası ödem oluşumunu önlemek için göz 1 saat kapalı tutulur. Hasta hemen evine dönebilir. Herhangi bir sargı ya da pansuman söz konusu değildir. Hasta iki gün sonra banyo yapabilir, doğal ihtiyaçlarını rahatlıkla giderebilir. Dört gün sonra üst göz kapağındaki dikiş alınır. Bu süre zarfında hasta güneş gözlüğü takarak günlük hayatına devam edebilir. Bu operasyon tek başına uygulanırken kaş kaldırma ve yüz germe operasyonları ile kombine edilebilir.
Yeni Göz Kapağı Şeklini Ne Kadar Korur?
Genellikle bu operasyonlar iyi sonuç verir ve revizyon (yeniden cerrahi girişim) nadiren gerekli görülür. Göz kapaklarının yeni şekli, yerçekimi dolayısıyla bazen 5–10 yıl bazen de ömür boyu dayanır.
Kadınlar ojelerinin dayanıklı olmasını ister bunun için hemen çıkmasından şikayetçi olurlar.İşte ojenizin hemen çıkmamasını sağlayacak formül…
1- Oje sürme işlemine başlamadan önce tırnaklarınıza tırnak bazı uygulayın. Ojenizi için güçlü bir zemin hazırlamış olacaksınız.
2- Ojenizin taze olmasına dikkat edinve sürmeden önce çalkalayın
3- Oje öncesinde nemlendirici kullanmayın dalgalanmasına neden olabilir
4- Ojenizi tırnağın ortasından başlayarak 3 fırça darbesiyle tamamlaya çalışın
5- 2 kat sürecekseniz birkaç saniye bekledikten sonra diğer katı uygulayın
6- Ojenizi sürdükten sonra belirli bir süre hiçbir işlem yapmadan kurumasını bekleyin.
7- Ojeyi sürdükten sonra oje koruyucu ürünlerden yararlanabilirsiniz
8- Ojeye zarar veren sert darbelerden kaçının
9- Çok sık kimyasal kullanıyorsanız ya da ellerinizi çok sık dezenfekte ediyorsanız eldiven kullanmanızda fayda var!
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşın Köktürk, yazın kullanılan güneş kremlerinin kışın da kullanılması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Köktürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, güneş ışınlarından korunmanın cilt sağlığı açısından son derece önemli olduğunu söyledi.
Güneş ışınlarının cildin kırışmasına ve yaşlanmasına neden olduğunu belirten Köktürk, ”Aslında yaşlanmayı önleyici krem kullanılacağına güneşten koruyucu kremler kullanılırsa kırışıklıklar daha geç oluşur” dedi.
Güneş ışınlarının deride her zaman aynı etkiyi yaptığını ifade eden Köktürk, şöyle konuştu:
”Güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkisi sıcaklıklarla ve mevsimlerle ilgili değil. Bu nedenle güneş ışınlarının yoğun olduğu yaz mevsiminin yanı sıra kışın da güneşten koruyucu kullanmak önem taşıyor. Kış güneşi de olsa hatta direkt güneş ışığı gelmese bile korunmak gerekiyor. Çünkü ışınlar buluttan bile geçiyor. Bu nedenle koruyucu kremlerin en azından güneş gören el, yüz gibi yerlerde kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Sonuçta koruyucular, güneşin zararlı etkilerini önleyen birtakım maddeler katılmış ajanlardır. SPF (Sun Protective Factor) yani güneşten koruyucu faktör diye ifade edilen koruma değerleri var. Bunlar 30-40-50 diye belirtiliyor. Ayrıca ultraviyole A ve B değerleri de var. Koruma faktörünün en az 30 olması önem taşıyor. Yüksek olması pek önemli değil. Ancak SPF değeri 30′dan düşük koruyucu kullanmamakta fayda var.”
”EVDEN ÇIKMADAN YARIM SAAT ÖNCE SÜRÜLMELİ”
Prof. Dr. Köktürk, güneş koruyucu kremlerin genellikle 2-2,5 saat etkisini sürdürdüğünü söyledi.
Koruyucu kremi sabah evden çıkarken sürüp ”gün boyu etkisini gösterecek” diye düşünmemek gerektiğini belirten Köktürk, şunları kaydetti:
”Bu durumda beklenen etki elde edilemez. Bunlar için kimi yerlerde ’4 saat etkili, tüm gün etkili’ diyorlar. Tüm gün pek etkili olacağını sanmıyorum ama 4 saat olabilir. Evden çıkmadan yarım saat önce sürülürse tam fayda sağlanmış olur. Güneş koruyucu kremlerin kullanımının yaygınlaşması derinin sağlığı açısından fayda sağlayacaktır. Bu nedenle yaz aylarının bittiği şu günlerde kullanımının azalacağını düşündüğümüz koruyucu kremlerin kış aylarında da kullanılması cilt sağlığı açısından önem taşıyor.”
İlki 26 Kasım’da Çanakkale’de gerçekleşen Troia Fashion Week’in ikincisi, Uluslararası Troia Fashion Week ismi ile büyük kahramanlıklara imza atmış Çanakkale ilimizde, önemli kültürel değer TROIA antik kenti içinde Mayıs 2012 yılında gerçekleşecek.
Dünyanın birçok ülkesin de moda adına haftalar ve günler düzenleniyor. Fakat Troia Moda Haftası Mayıs 2012′de ikincisini 3 bin yıllık tarihi antik kent TROIA’da yaparak ilk olma özelliği taşıyacak.
TROY FİLMİ OLMADI, TROIA MODA HAFTASI OLACAK
Mayıs 2012 de gerçekleşlecek olan 2.Uluslararası Troia Fashion Week’de kültürümüz ile Türk modasını uluslararası platformlara da taşıyacaklarını belirten genel koordinatör Selçuk Karataş, ”Çeşitli sebeplerden dolayı ülkemiz yerine Malta’da çekilen Troia filmi ile Malta’nın turizm ağının büyümesine sebep oldu. Bizler Troia Moda Haftasının ikincisinde Malta Büyükelçiliği ile görüşüp oranın en tanınmış model, sanatçılarını da TROIA antik kentine davet edeceğiz. Bu manada gerek Troia Antik Kentini gerek Çanakkale’yi gerekse ülkemizi uluslararası platformlar da geniş kitlelere duyurma fırsatı bulacağız”dedi.
Troia Moda günleri genel koordinatörü Selçuk Karataş, defileyi bu yıl Troia ören yerinde düzenlemeyi çok istediklerini, ancak buna olumsuz hava şartlarından dolayı imkan bulamadıklarını söyledi. Karataş, “2012 Mayıs ayında projenin ikincisini, 3 gün süreyle yapacağız. Bu etkinliği 2. Uluslararası Troia Fashion Week (Troia Moda Haftası) ismi ile yapacağız. 3 bin yıllık antik kent olan Troia’nın içinde çok büyük bir organizasyon ile gerçekleştireceğiz. 2.Uluslararası Troia Fashion Week’de yurtdışından modanın önemli isimlerini Çanakkale’de Troia Antik Kent içinde ağırlayacağız. ”dedi
You can subscribe to Beauty TURKEY by e-mail address to receive news and upates directly in your inbox. Simply enter your e-mail below and click Sign Up!
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Oca » | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | |||
| 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 |
| 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 |
| 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 |
| 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | |